Bedava ödev, tez, eğitim haberleri, aöf soruları, kpss soruları, yurtdışı eğitim rehberi
Arkeolojinin Tanımı:
a.Kelime Anlamı:
Arkhaio: eski (yunanca)
logos: bilim (yunanca)
Arkeloji kelimesi bu iki kelimenin birleÅŸiminden oluÅŸmuÅŸtur. Yani kelime manası ile eskinin bilimidir. Arkeolog terimi M.S.’nin ilk yüzyıllarına kadar Yunanistan’da sahnede dramatik mimiklerle eski efsanleri canlandıran aktörler için kullanılıyordu. Bugünkü anlamını ise 17. yüzyılda yaÅŸamış bir doktor ve Lyons antikaları uzamanı olan Jacques Spon tarafından kazandırılmıştır.
b.Kavram olarak Arkeoloji:
Geçmişte yaşayan insanların elinden çıkan, yarattığı her türlü eseri keşfeden, bilimsel yöntemlerle ortaya çıkaran, inceleyen bilim dalı. Tarihteki eksik noktalar, biinmeyenler yine arkeloji tarafıdan ortaya çıkarılır.
Arkeoloji birçok bilimle işbirliği içinde çalışmaktadır. Bunların başında tarih ve sanat tarihi gelir. Bunlar dışında da jeomorfoloji, kronoloji, staitigrafi , antropoloji, botanik ve nümizmatiği sayabiliriz.
Arkeoloji’de   Elektriksel  Görüntüleme Â
ÖZET:
Alt seviye yüzeylerinin elektriksel görüntüsünün,bilgisayar kontrollü olarak etkin ve hızlı bir şekilde elde edilmesi amacıyla “ Alansal veri kazanım “ sistemi geliştirilmiştir.Ölçümlenen,işlenmemiş belirgin direnç verisinin çok yaklaşık bir değer vermesinin yanı sıra alt seviye yüzeyinin faydalı görüntüsü ve salmansbury kalesinin duvarlarına ( sur ) ait örnek kesiti bu durumu karakterize etmektedir.
Rocester’da bulunan Mediaeval mevkisi boyunca ölçümlenen kesit,elde edilen verilerin sonlu elemanlar bilgisayar yazılımı kullanılarak nasıl modellendiğini göstermektedir.Bununla birlikte,en belirgin görüntüler,yeni geliştirilen ve tamamıyla otomatik bilgisayar kontrollü çalışan sistem aracılığıyla elde edilebilmektedir.(üretilebilmektedir)
GİRİŞ:
Elektriksel direnç ( ölçümlerinin ),arkeolojik araştırmalarda uzun yıllardan beri kullanılmasına karşın,bu ölçümler,alt seviye yüzeyinin zemini üzerindeki dağılımı gösteren haritaların elde edilebilmesinde genellikle sınırlandırılmıştır.Yıllardan beri,mineral araştırmalarında,zemine ait basit görüntüleme tekniklerinin kullanılmasına rağmen (Marshall & Madden ,1959 ) yakın geçmişe kadar,dikey kesitten elde edilen kütlelerin bulunuş derinlikleri ve geometriklerinin belirlenmesinde bu yöntem arkeolojik amaçlı olarak kullanılmış.(Noel &Walker.1990)ve kütlenin elektriksel olarak görüntülenmesinin medikal amaçlı olarak kullanımı da göz önünde bulundurulmuştur.(Yorkey & Webster,1987 ).Daha yakın geçmişte Griffiths & Turnbull (1985) ve Griffiths,Turnbull & olayınca (1990) hidrojeolojik ve genel jeolojik araştırmalar için,orta seviyedeki derinliklerin görüntülenmesinde bilgisayar kontrollü ekipman kullanımını, öngörmüşlerdir.
Arkeojeofizik Ve Jeofizik
Â
Arkeolojik aramalarda, çevre dostu olan jeofizik, yoklama (sondaj) kazılarından önce başvurulan ve yeraltında gömülü kalıntıların yer, biçim, uzanım, derinlik özelliklerini üç boyutta veren tek bilimsel yöntemdir. Jeofizik aygıtlarla yeraltının hız, iletkenlik, yoğunluk, mıknatıslanma, sıcaklık gibi fiziksel özellik değişimleri, yeraltına im (sinyal) yollanarak saptanır. Çok gelişmiş elektronik ve bilgisayar teknolojisi ürünü olan bu aygıtlar; yeraltı radarı, mikrogravimetre, magnetometre, termal infrared, NMR, elektro çeker, spectral elektromagnetik, uydu çekimleri, sismik ve metal detektörler olarak sayılabilir.
Jeofiziğin; arkeoloji, kent tasarlanması (planlanması) ve arazi kullanımında dünyada çok yaygın uygulama alanları vardır. Jeofizik bilimi ile arkeolojik kazı yönlendirilerek, kalıntılar bozulmadan, daha çabuk, daha az giderle çıkarılır.
Bugün dünyada, kentsel tasarımlar (planlar) yapılmadan önce yeraltı jeofizik haritaları mutlaka istenmektedir. Batı ve DoÄŸu Berlin’in birleÅŸmesiyle, bugünlerde yeniden kent tasarımı ve alan kullanımı yapılan Berlin’de özel bir jeofizik iÅŸletmesi Berlin yeraltı kalıntıları için benzer jeofizik araÅŸtırmalar yapmaktadır. İstanbul BoÄŸazı gibi deÄŸerli boÅŸ arsaların olduÄŸu yerlerde eski bir yapının temellerinin olup olmadığına bakılması yine jeofizik teknikler ile araÅŸtırılıyor.
Türkiye’de arkeojeofizik çalışmalar 1960′lı yıllarda Keban kurtarma kazıları ile baÅŸladı. Bugünlere deÄŸin antik kent oturma alanlarının belirlenmesi, yeraltı odalarının, kazı alanlarının çıkarılması, gömülerin bulunması, yatır (tümülüs) ve höyük araÅŸtırmaları, uygarlık yaşı belirleme gibi uygulamalarla, özel giriÅŸimci. üniversite Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile sınırlı iliÅŸkiler içinde sürüyor. Ancak, henüz koruma kurullarının müzelerinin ve bakanlığın, ne kadrosunda bir jeofizik mühendisi, ne danışmanı, ne de jeofizik uygulamalar için bir zorlayıcı yönetmenliÄŸi vardır. Buna karşın tüm yabancı kazıcılar, jeofizik hizmetlerini genellikle yurtdışından almaktadır.
ArkeojeofizikÂ
Arkaik Heykele GiriÅŸ
ARKAİK HEYKELE GENEL GİRİŞ
Grekler, Tanrıların, mitolojik yaratıkların ve kültle ilgili konuların ifade ve tasvir edilmesine önem vermişler ve bu da sanatın gelişmesine yardımcı olmuştur.
Heykeltıraşlığın doğal ölçüde olan ilk eserleriyle birlikte gözüken Kore ve Kuros heykelleri Arkaik dönem sanatında başta gelen konulardan olmuş ve bu nedenle kuroslarda anatomik özelliklerin korelerde de giysi ve kıvrımlarının ifade gelişmesi büyük ölçüde olanak bulmuştur.
Heykeltıraşlığa ait doğal ölçüdeki ilk eserlerin yapımına çeşitli bölgeler genel olarak birlikte katılmış olduklarından öncelik konusunda aralarında bir ayırım yapmak güçtür. Peloponnes, özellikle mermer adaları olarak bilinen Paros ve Nakkos’un bulunduğu Kikladlar ile Samos, Girit ve M.Ö. 6. yüzyılda gerek vazoculuk, gerek heykeltıraşlıkta büyük aşama göstermiş olan Atina, bugünkü buluntulara göre bu konuda üzerinde durulacak şehir ve bölgelerdir. Yenilik ve değişiklerin, diğer deyimle gelişmelerin türlü bölgelerde aynı zamanda görünmelerinde, sanatçıların büyük bir kısmının gezici olmalarının da rolü olmuştur. Örneğin, yarı efsanevi bir sanatkar olan Daidalos’un doğum yerinin Atina olduğu ve Girit’e gitmeden önce bir süre burada çalışmış olduğu bilinmektedir. Doğum yerleri Girit, babaları ve hocaları Daidalos olarak bildirilen Dipoinos ve Skylles Girit’ten başka çeşitli şehirlerde de çalışmışlardır. Samos’lu sanatkar Theodoros Isparta’da ve Efes Artemis tapınağında Atina’lı Endoios Peloponnes’deki Tegea’da çalışmışlardır.Magnesia’lı Batykles ise M.Ö. 550 yıllarında Amyklai’da Apollon tahtını yapmıştır. Bütün bunlara rağmen Girit’in, Arkaik Heykeltıraşlığın ilk döneminde sanatın gelişmesinde önemli rol oynadığı, hatta önde gelen bir bölge olduğu bazı bilginler tarafından kabul edilmektedir.
Grek aleminde sanatın gelişmesi konusuyla ilgili olarak belirtilmesi gereken bir nokta daha vardır; o da gelişen ticaret ve bunun sağladığı ekonomik güçtür. Bu durum toplum ve bireyleri mali yönden güçlü kılmakta, dolayısıyla hayat seviyesi yükselmektedir. Bu nedenle örneğin, Rhombos adında bir Atinalı’nın kurbanlık danayı taşır vaziyette yaptırdığı kendi heykelinin Akropol’e dikilmesi, bireyin inanç ve mali gücünün bir araya gelmesinden doğan bir sanat olay ve ürünü olarak görülmelidir. Böylece devletin mali yönden güçlü olmasından başka bireyin de güçlü olması sanat eserlerinin yapımını olumlu yönde etkilemektedir.
Heykel türünden olan doğal ölçüdeki Grek eserleri, M.Ö. 7. yüzyılın ortalarından itibaren gözükmeye başlamıştır. Bu eserlerin ortaya çıkması taştan yapılan anıtsal tapınakların yapımıyla yakından ilgilidir. Ahşap tapınaklardan, taştan olan tapınakların yapımına geçiş bu zamanda başlamıştır.
AOF Bürolarının adres ve telefon bilgileri için aşağıdaki tabloyu takip edebilirsiniz.