Bedava ödev, tez, eğitim haberleri, aöf soruları, kpss soruları, yurtdışı eğitim rehberi
Bazen kendimizi sanki çepeçevre şiddet ve zulümle çevrilmiş bir dünyada yaşıyor gibi algılayabiliriz. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal İstatistikleri’ne göre, okullarda ya da okulların civarında her yıl, üç milyona yakın suç işlenmektedir. Bu sayı, her okul gününde 16.000 suç ya da her 6 saniyede bir suç, şeklinde de açılabilir. Ev içi şiddete yönelik bir çalışma, pek çok liseli erkek öğrencinin, eğer kendisini öfkelendiriyorsa, kız arkadaşına vurmanın uygun olduğunu düşündüğünü göstermiştir. 1980’lerin ilk dönemlerinde, 17.000 kişinin evlerindeki eşleri tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıştır.
DEVAMI »
Otobüs sıkışık mı sıkışık. Yağmur yağıyor. Ve kucağınızdaki çocuğunuz soruyor: “Anne, ben neden doğdum?” Siz kızarıyor, bozarıyor, herkesin size baktığını, cevabınızı merakla beklediğini düşünüyor ve sadece bir cümleyle yanıt veriyorsunuz: “Ben ve baban bir çocuk sahibi olmak istedik ve sen doğdun”.
Evet bir cevap verdiniz. Çocuğunuz da memnun, yeni şeyler keşfetmek üzere etrafına bakmaya devam ediyor. Beş dakika geçmeden yeni bir soru: “Anne, çocuk sahibi olmak ne demek?” Siz yavaş yavaş sıkılıyorsunuz ve “şimdi bunların sırası değil, bak sana ne vereceğim” deyip eline bir gevrek simit parçası veya çantanızı tutuşturup dikkatini dağıtmaya çalışıyorsunuz. Çocuk devam ediyor: “Anne neden yağmur yağıyor?”
Biz yetişkinler bu tür zor (!) sorulara yanıt vermek zorunda mıyız, verebilir miyiz, yanıt vermek istiyor muyuz?
Çocuklar her gün, farklı farklı ortamlarda onlar için bilinmez, anlaşılmaz nesnelerle, olaylarla karşılaşıyorlar ve onları, önce gözleri, elleri, kulakları ve daha sonra kelimelerle anlamaya çalışıyorlar. Oysa ki Onlar için bilinmezlerle dolu dünya biz yetişkinlerin bildiği, tanıdığı bir dünya (mı?),bizim olan biten her şeyle ilgili bir açıklamamız var (mı?). Onların soruları bizi güldürüyor, saf, komik ve basit geliyor. Onlara bilmece bulmaca gibi gelen şeyleri açıklayacak bilimsel, kültürel, tarihsel bilgilere biz yetişkinler sahibiz. Çocukları hayrete düşüren, kocaman gözlerle izledikleri gökyüzünün maviliği bizi nedense şaşırtmıyor. Biz yetişkinler şaşkınlığı, hayrete düşmeyi gerimizde bıraktık. Artık saf değiliz, biz büyüdük.
Peki, çocuklar bizim nicedir bildiklerimize mi şaşırıyorlar? Şaşırma, hayret etme çocuk saflığının ve bilgisizliğinin bir dışa vuruş biçimi mi?
DEVAMI »
ÖĞRENEN OLARAK ÇOCUKLAR
Bir öğretmen olarak öğretme eylemi çoğumuzda bildik duygulara neden olur. Öğrencilerimizin bir insan ve bir öğrenci olarak sahip oldukları belki de tek ortak özellik benzersiz olmalarıdır.
Çocuklar farklı boy, şekil, renk, cinsiyet ve kişiliklere sahip olarak karşımıza çıkarlar.
DEVAMI »
SEVGİLİ ANNE BABALAR YAPILAN BİRÇOK BİLİMSEL ARAŞTIRMA EĞİTİMDE AİLE KATILIMININ ÖNEMİNİ DESTEKLEYEN KANITLAR ELDE ETMİŞLERDİR. BİLİM İNSANLARI EĞİTİMDE AİLE KATILIMININ ÇOCUĞUN OKUL BAŞARISINI ETKİLEYEN ÇOK ÖNEMLİ BİR FAKTÖR OLDUĞU KONUSUNDA GÖRÜŞ BİRLİĞİ İÇİNDEDİRLER.
? Çocuğunuz, güçlü yanlarını ve olumlu özelliklerini farkedip, ona bundan gurur duyduğunuzu hissettirin.
? Çocuğunuzun güçlü yanlarını, yeteneklerini ve ilgilerini öğretmeniyle paylaşın.
? Çocuğunuzdan ne beklediğinizi ve geleceği hakkındaki düşüncelerinizi onunla konuşun.
? Aileler ve öğretmenler için düzenlenen bilgi edinebileceğiniz konferanslara katılmak için çabalayın.
? Okulun kural ve beklentilerini evde pekiştirin. Ancak çocuktan gelen tepkilere duyarlı olun. Zaman zaman bu beklenti ve kuralların ona ağır gelebileceğini unutmayınız.
DEVAMI »
Bu makalede çocukluk ve gençlik dönemlerindeki depresif bozukluklar gelişimsel psikopatoloji açısından incelenmiştir. Bu yaklaşıma göre insan gelişimini anlamak için, bireylerin yaşam boyu gelişimsel süreçlerini (biyolojik, psikolojik ve sosyal gibi) birden fazla boyutun etkileşimleriyle anlamak gereklidir. Böylece depresif bozuklukların ortaya çıkmasında rol alan önemli faktörleri göstermek için, gelişim psikolojisi, klinik psikoloji, psikiyatri, epidemiyoloji, sosyoloji, nörobiyoloji, genetik ve sinirbilimi alanlarında kaydedilen gelişmeleri gelişimsel psikopatoloji perspektifiyle birleştirmek gereklidir.
DEVAMI »