Bedava ödev, tez, eğitim haberleri, aöf soruları, kpss soruları, yurtdışı eğitim rehberi
Davranım bozukluklarının temel özelliği, başkalarının temel haklarının veya yaşa uygun toplumsal norm ve kuralların sürekli ve tekrarlayıcı bir biçimde saldırıya uğratılmasıdır. İnsanlara ve hayvanlara yönelik saldırgan davranışlar, güvenliği tehdit, hırsızlık, kuralların ciddi biçimde ihlal edilmesi gibi davranışlar davranım bozukluğu kapsamına girmektedir. Davranım bozukluğu gösteren bireyler genellikle saldırgan davranışlar içindedirler ve dolayısıyla başkalarına sürekli olarak zarar verirler. Tehdit, hakaret, kavga çıkarma gibi. Yaralama ve öldürme gibi eylemler gerçekleştirebilirler. Diğer kimselere ve hayvanlara eziyet edebilirler. Zorla cinsel eylemde bulunabilirler. Başkalarının mülkiyetine saldırı, daha çok yangın çıkarma, otomobiline, eşyalarına zarar verme şeklinde olabilir. Kuralların ihlali daha çok okul ve aile ile ilgilidir. (okuldan kaçma, evden kaçma, geceyi anne-babadan izinsiz dışarıda geçirme gibi.)
Davranım bozukluklarının ortaya çıkışında çok çeşitli etmenler rol oynamaktadır.
(more…)
İnsanların birbirlerine yardım edebilmesi için önce aralarında iyi bir diyalog ve iletişimin kurulması gerekir. Başkalarıyla iletişim kurmanın temeli,kişinin kendini tanıması ve duygularına hakim olmasıdır. İletişimin başlama yeri kendi içimiz,kendi karakterimizdir. İletişim ve diyalog kurmada kredi kartı gibi kullanacağımız ve her yerde geçerli olan özelliğimiz,GÜVENDİR. Güvenirliliğimiz fazla olduğu zaman iletişim rahat,çabuk ve etkili olur. Covey,güven düzeyini arttırmak için şu önerilerde bulunmaktadır:
(more…)
Bazen kendimizi sanki çepeçevre şiddet ve zulümle çevrilmiş bir dünyada yaşıyor gibi algılayabiliriz. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal İstatistikleri’ne göre, okullarda ya da okulların civarında her yıl, üç milyona yakın suç işlenmektedir. Bu sayı, her okul gününde 16.000 suç ya da her 6 saniyede bir suç, şeklinde de açılabilir. Ev içi şiddete yönelik bir çalışma, pek çok liseli erkek öğrencinin, eğer kendisini öfkelendiriyorsa, kız arkadaşına vurmanın uygun olduğunu düşündüğünü göstermiştir. 1980’lerin ilk dönemlerinde, 17.000 kişinin evlerindeki eşleri tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıştır.
(more…)
Otobüs sıkışık mı sıkışık. Yağmur yağıyor. Ve kucağınızdaki çocuğunuz soruyor: “Anne, ben neden doğdum?” Siz kızarıyor, bozarıyor, herkesin size baktığını, cevabınızı merakla beklediğini düşünüyor ve sadece bir cümleyle yanıt veriyorsunuz: “Ben ve baban bir çocuk sahibi olmak istedik ve sen doğdun”.
Evet bir cevap verdiniz. Çocuğunuz da memnun, yeni şeyler keşfetmek üzere etrafına bakmaya devam ediyor. Beş dakika geçmeden yeni bir soru: “Anne, çocuk sahibi olmak ne demek?” Siz yavaş yavaş sıkılıyorsunuz ve “şimdi bunların sırası değil, bak sana ne vereceğim” deyip eline bir gevrek simit parçası veya çantanızı tutuşturup dikkatini dağıtmaya çalışıyorsunuz. Çocuk devam ediyor: “Anne neden yağmur yağıyor?”
Biz yetişkinler bu tür zor (!) sorulara yanıt vermek zorunda mıyız, verebilir miyiz, yanıt vermek istiyor muyuz?
Çocuklar her gün, farklı farklı ortamlarda onlar için bilinmez, anlaşılmaz nesnelerle, olaylarla karşılaşıyorlar ve onları, önce gözleri, elleri, kulakları ve daha sonra kelimelerle anlamaya çalışıyorlar. Oysa ki Onlar için bilinmezlerle dolu dünya biz yetişkinlerin bildiği, tanıdığı bir dünya (mı?),bizim olan biten her şeyle ilgili bir açıklamamız var (mı?). Onların soruları bizi güldürüyor, saf, komik ve basit geliyor. Onlara bilmece bulmaca gibi gelen şeyleri açıklayacak bilimsel, kültürel, tarihsel bilgilere biz yetişkinler sahibiz. Çocukları hayrete düşüren, kocaman gözlerle izledikleri gökyüzünün maviliği bizi nedense şaşırtmıyor. Biz yetişkinler şaşkınlığı, hayrete düşmeyi gerimizde bıraktık. Artık saf değiliz, biz büyüdük.
Peki, çocuklar bizim nicedir bildiklerimize mi şaşırıyorlar? Şaşırma, hayret etme çocuk saflığının ve bilgisizliğinin bir dışa vuruş biçimi mi?
(more…)
ÖĞRENEN OLARAK ÇOCUKLAR
Bir öğretmen olarak öğretme eylemi çoğumuzda bildik duygulara neden olur. Öğrencilerimizin bir insan ve bir öğrenci olarak sahip oldukları belki de tek ortak özellik benzersiz olmalarıdır.
Çocuklar farklı boy, şekil, renk, cinsiyet ve kişiliklere sahip olarak karşımıza çıkarlar.
(more…)