Bedava ödev, tez, eğitim haberleri, aöf soruları, kpss soruları, yurtdışı eğitim rehberi
GİRİŞ
İnsanoÄŸlunun var olması ile birlikte ilkel biçimde de olsa sanatta var olmuÅŸtur. İnsan geçirdiÄŸi evrimlere göre sanatını da evrimleÅŸtirerek geliÅŸtirmiÅŸtir. İlk sanat örneklerini incelediÄŸimizde; ilkel ve çok basit bir nitelik taşıdığını görürüz. MaÄŸara duvarlarına yapılan boÄŸa, barbizon gibi av hayvanları çok yalın bir biçimdedir. Fakat insanın yerleÅŸik düzene geçmesi ile birlikte kültürel seviyesi yükselmiÅŸtir. Bu geliÅŸmelere paralel olarak sanattaki nitelik giderek karmaşıklaÅŸmıştır. İnsanın tarihsel sürecini incelediÄŸimizde yukarıda açıkladığımız gibi bir geliÅŸim süreci söz konusudur. (ÇİZGİNİN GÜCÜ, Nesrin – Haydar ÇELİK).
NOKTA
Resim sanatında nokta geometrideki anlamından oldukça farklıdır. Resimde “Nokta” kavramı, merkezi dengeye sahip bir yüzeysel etki öğesi olarak tanımlanır. Dolayısıyla, resimsel nokta geometridekinden farklı olarak bir alan kaplar. Bu anlamıyla “Nokta”, resme ancak çaÄŸdaÅŸ sanatın ortaya çıkışıyla birlikte girmiÅŸtir. (SANAT SÖZLÜĞÜ, Metin Sözen, UÄŸur Tanyel)
Noktanın Amacı :
1. Genel anlam olarak noktanın tanımı,
2. Görsel anlatımın esas öğesi olan noktasal ilişkilerin açıklanması,
3. Doğada noktasal yaklaşımları ve görsel anlatım olanaklarını görerek biraz birikime ve yaratıcılığa yeni çıkışlar sağlamak.
(more…)
MAĞARA RESİMLERİ VE MİSTİK GÜCÜ
İnsanoğlu, yazmadan önce çizmeye ve boyamaya başlamıştır. Mağaralarda ve dıştaki kaya yüzeyleri üzerinde bulunan boyalı resimler ve çizgiler, insanın binlerce yıl önce fikirlerini nasıl ifade ettiğini bize oldukça iyi gösteriyor ama nasıl konuştuğu hakkında bilgi vermiyor. Bilinen bir şey varsa, Tarihöncesi resimlerin, bugünkü anlamda -yalnız kendi resimsel gerçeklerini anlatan- resimler olmadıklarıdır. Bu resimler mağara duvarlarını süslemekten öte amaçlara yönelmişlerdir. Hayatın doğaya ve doğadaki yaratıklara karşı çetin bir savaş anlamını taşıdığı çağlarda bu resimler o savaşın bir parçası ve insana olağanüstü büyüsel güç sağladığına inanılan birer araçtılar. Bunlar doğaya ve hayvanlara egemen olmanın birer sembolü, avın şanslı geçmesini sağlayan birer tılsımdırlar.
Tabii olanakları sayesinde korunup günümüze gelebilmiş olmaları, bunları yapan sanatçıların hiç de böyle bir istek taşıdıklarını belirlemez. Çünkü bu sanatçılar, güçlü bir gözlem ve doğa duyarlılığının sonucu olan bu eserleri ancak belli bir büyüsel fonksiyon süreci için yapıyorlar. Sonra birinin üzerine bir başkanını daha yapıveriyorlardı.
Örnek olarak Kont n bulmuÅŸ olduÄŸu Trois Freres MaÄŸarasını, ünlü hayvan resimlerinin ve hakkında geniÅŸ incelemeler yapılmış olan maskeli “Büyücü”nün bulunduÄŸu maÄŸarayı ele alalım. Bu karanlık maÄŸaradaki yaban sığırlarının büyük bir ustalıkla çizildiÄŸini, sığırların üstünde geyik biçimine girerek oturan büyücünün çok çarpıcı bir görünüşü olduÄŸunu kimse yadsıyamaz. Ama keskin bir hayvan gözlemciliÄŸine dayanan bu resimlerin yanı sıra öyle deÄŸersiz maÄŸara resimleri de vardır ki, ne eskilikleri ne de her ilkel ÅŸeyi beÄŸenme eÄŸilimi, bunların baÅŸarısızlığını gizleyemez. Bu noktayı belirtmek zorundayız. Çünkü bir takım tarihçiler bütün ilkel topluluklarda insan-üstü bir “dehâ”, uygar insanın yitirmiÅŸ olduÄŸunu ileri sürdükleri bir “dehâ” olduÄŸuna inanıyorlar. Gerçek ÅŸu ki, orta taÅŸ çağı insanları çok üstün yapıtların yanı sıra, sıradan bir takım örnekler de vermiÅŸlerdir.
(more…)
MÜŞERREF ZEYTİNOĞLU
1957 yılında İstanbul’da doÄŸmuÅŸtur. Mimar Sinan Üniversitesi, Resim bölümünü bitirmiÅŸ ve halen Mimar Sinan Üniversitesinde görev yapmaktadır.
Açmış Olduğu Kişisel Sergileri :
- Yonca Modern Sanat Galerisi, İstanbul, 1988. Akraboff Galeri, Sofya, 1990.
- Cipka 5 Galeri, Sofya, 1991.
- Plastik Sanatlar DerneÄŸi, İst., “Kirlenirken”(Reyyan SomuncuoÄŸlu ile), 1995.
Karma Sergileri :
- Akroboff Galeri, Sofya, “Van Gogh’un 100. cü Ölüm Yılı Sergisi”, 1990.
- Uluslararası Mahares Sanat Festivali, Tunus, 1992.
- Galeri Ujlak, BudapeÅŸte, “KesiÅŸen CoÄŸrafyalar / Carte Colo Poste Ecritale” (Ali Akay ile), 1995.
- Devlet Han, İstanbul, “KüreselleÅŸme / Devlet – Sefalet – Åžiddet”, 1995.
- Akkule Kültür merkezi, Magosa, “Azınlık”, 1996, Antreepo 1, İstanbul, “Habitat 2, ÇaÄŸdaÅŸ Sanat Sergisi” / “Öteki”, 1996.
Nesneler kendilerini çok farklı anlamlar, çok farklı iliÅŸkiler, çok farklı algılamalar, çok farklı göndermeler ile dışa vurmaktadırlar. Müşerref ZeytinoÄŸlu’nun çalışmalarında da bunlar görülür. Katılmış olduÄŸu sergilerde çalışmaları ile bu unsurları gözler önüne sermiÅŸtir.
Katılmış Olduğu Sergilerden Örnekler :
“İstanbul” Adlı Sergi : Serginin İstanbul adını alması, toplumsal yapılar ve ekonomik iliÅŸkilerdeki geliÅŸmeler, günümüzdeki ÅŸehirlerin önemini yüzyıllar sonra yeniden güncelleÅŸtiriyor. Åžehir devletlerinin ekonomik olarak “Merkezi” duruma gelmeleri görülüyor. Ama önceleri ülkeler merkezi durumda idi.
KalabalıklaÅŸan bir iÅŸgücü, merkez ülkelerin iç toplumsal yapılarına yeni bir dinamik getirdiÄŸinden, ÅŸehirler yine dünyanın merkezleri konumuna girdiler. Ve Ulus-Devlet sınırlarını tanımayan bir “MERKEZİLİK” ortaya çıktı.
(more…)
G İ R İ Ş
İlk bakışta Balkon sanatsal bir obje gibi algılanmamaktadır. Halbuki Ressamları etkileyen ve resimlerinde mekan olarak kullandıkları Balkon, yüzyıl öncesinden sanatın bir alanı olan mimaride karşımıza çıkmaktadır.
Bu anlamda Balkonu, biz tarihin verdiği bilgilere dayanarak öncelikle Yunan Sanatında görmekteyiz. Şehirleşmenin ve anıtsal binaların inşa edildiği bu sanatta; Balkon yönetici ve soyluların halk üzerindeki yönetme baskısını ortaya koyan ve üstünlüklerini sergileyebildikleri bir unsur olmuştur.
M.Ö. 400’lü yıllara tekamül eden tarihlere dayanan, Knossos sarayında rastladığımız Balkon, Kore ve Kros heykelleri ile süslenen, üç tarafı açık küçük sütunlarla çevrili dar üslubunda bir görünüm arz eder. Knossos sarayının ayakta kalan ender bölümlerinden olan Balkon; Kralın ve etrafının merasim esnasında orduları selamladığı ve bazı etkinlikleri seyrettiği bir mekan olarak önümüze çıkar.
Yine Yunan Sanatının bir başka önemli mimarisi olan tapınakların girişleri, sütunlarla çevrili Balkon edasındadır. Panthenon ve Olimpia tapınaklarının iç kısmında yine soylulara hitap eden localar birer balkondur. Balkon bu tarihten sonra süre gelen her sanatta etkili olmuştur.
Romalıların heybetli inşalarında artık balkonun vazgeçilmez bir unsur olduğu ve yönetimden ziyade soyluların kendileri için yaptırdıkları binalarda da kullanıldığı görülür. Bundan ziyade Rönesans ve Barok sanatında gökyüzüne açılışın sembolü olan ve insanların çevreyi gözetlemeleri, dinlenmeleri ve de törenlerin vazgeçilmez unsuru olmuştur.
(more…)
ANİMASYON
ANİMASYON HAZIRLAMA
Plastik sanatlarda el ve beyin ilişkisi ancak yaparak gelişiyor ama özellikle canlandırma ortamında biraz daha fazla bilenden bir şeyler öğrenmek sanki daha hızlandıracakmış gibi gelir. Başlarken çok işe yarıyor ama devamında zararı bile var. Dikkat edilmeli.
Başlarken Öncelikle kağıt kalemi alın ve bilgisayardan uzak bir yerde aşağıdakileri uygulamaya başlayın Çünkü yazılımlarda çok tool ve plugin var. İyi tarafı kullanıcının yaratıcılığına göre öne çıkıyor. Kötü tarafı ise hangisi ne işe yarıyor derken asıl işinizi yani animasyonu atlıyorsunuz..
Kısa (ama çok kısa) bir senaryo oluşturun ve bu senaryonun içeriği oscarlık falan olmasın. Örn: Bir dikdörtgen prizma zıplayarak giderken kübün üzerinde oturan küreyi gözün durup selam versin ve tekrar yoluna devam etsin.
(more…)